27 Mart 2025 Perşembe
Emekli bayram ikramiyesinin 4 bin liraya yükseltilmesi ile doğum yardımına ilişkin düzenlemeleri de içeren Gençlik ve Spor Hizmetleri Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaştı.
Yasayla emekli bayram ikramiyesi tutarının 3 bin liradan 4 bin liraya yükseltilmesi hüküm altına alındı. Bu hüküm, 20 Mart 2025 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girecek.
Emeklinin bayram ikramiyesini 4 bin liraya yükseltecek kanun teklifi, daha önce Meclis’ten geçmediği için 3 bin lira olarak ödemeler yapılmaya başlanmıştı.
Bu kapsamda bin liralık fark, kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasının ardından yatırılacak. Ödemelere ilişkin kesin tarih ise Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından açıklanacak.
Merkez Bankası, doların 39 liranın, euronun ise 42 liranın altına inmesini sağlamak için piyasaya müdahalede bulunmuştu.
İLGİLİ HABERTL’nin çöküşü sonrası Merkez’den müdahaleDolar/TL kurunun 41 lirayı geçmesinin ardından Merkez Bankası piyasalara müdahaleye başladı.
Reuters haber ajansı ise bankacıların döviz satışının tam miktarını belirlemekte zorluk yaşadıklarını ancak günlük satış miktarının 5 milyar doları aştığını tahmin ettiklerini yazdı.
Bu kapsamda bazı sektör uzmanlarının bu rakamın gün içinde 10 milyar dolara ulaşmış olabileceğini belirttiği aktarıldı.
İlgili habere göre bir bankanın döviz masası işlemcisi, kamu bankaları aracılığıyla gerçekleştirilen döviz satışlarının normal günlerdekinden çok daha yüksek seviyede gerçekleştiğini söyledi.
Bloomberg’e konuşan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) yetkilisi de TCMB’nin oynaklığa karşı gerektiğinde müdahalede bulunduğunu bildirdi.
TCMB’nin FX piyasasındaki gelişmeleri yakından izlediğini söyleyen yetkili, bankaların FX satış tutarının bugün 8-9 milyar dolar arasında olduğunu söyledi.
Ankara Barosu avukatları Ankara’da “Cumhuriyet ve Hukuk Yürüyüşü” düzenledi. Binlerce avukatın katıldığı yürüyüş Ulus’taki Atatürk Heykeli önünde başlayarak Kızılay’daki Ankara Barosu Eğitim Merkezi’nde yapılan basın açıklamasıyla son buldu.
Yürüyüşte avukatlar “Savunma susmadı susmayacak”, “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz”, “İtaat etme hakkını savun”, “Her yer ODTÜ her yer direniş”, “İnsanlık onuru işkenceyi yenecek” ve “Gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap verecek” sloganları attı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftci de yürüyüşe katılarak avukatlara destek verdi.
Basın açıklamasını yapan Ankara Barosu Başkanı Mustafa Köroğlu şu ifadeleri kullandı:
*Yargı bağımsız ve tarafsız olduğu ölçüde adaleti sağlar. Ancak bugün yargı siyasetin gölgesinde şekillenmekte. Kararlar hukuka değil siyasete göre alınmaktadır. Ankara Barosu bu durumu siyasal yargı olarak tanımlamaktadır.
*Siyasal yargı kuvvetler ayrılığını yok sayan hukuku siyasetin aparatı haline getiren bir anlayıştır. Türkiye derin bir yargı ve yürütme krizi içindedir. Anayasa Mahkemesi kararları tanınmamakta, savcılar iddianame bile hazırlamadan hüküm niteliğinde açıklamalar yapmaktadır.
*Gizli tanık beyanlarına dayalı soruşturmalar, özgürlüğü bağlayıcı tedbirler ve ifade özgürlüğü üzerindeki baskılar artık rutin hale gelmiştir. Soruşturma dosyaları taraflardan gizlenirken basına servis edilmekte, savunma hakkı sistematik olarak ihlal edilmektedir. Bu sözde hukuk anlayışının ülkemize ve kurucu değerlerimize verdiği zarara yabancı değiliz.
*Balyoz ve Ergenekon davalarının yarattığı tahribat hala hafızalarımızda taptaze duruyor. Bugün benzer bir hukuksuzluk düzeni dayatılmaktadır. Hak iadesine müdahale meşrulaşmakta, adaletin yerine siyasal hesaplar geçmektedir.
*Bu hukuksuzluğun sonuçları ortadadır. Seçilmiş yöneticiler, siyasi liderler ve meslek örgütü temsilcileri keyfi şekilde görevden alınmakta ve tutuklanmaktadır. Basın, seyahat, toplantı ve gösteri hakları idari kararlarla gasp edilmektedir. Yargı kararları bağımsızlık ve tarafsızlık ilkeleri yerine siyasi talimatlarla şekillenmektedir. Masumiyet karinesi yok sayılmakta, adil yargılanma hakkı gasp edilmektedir.
*Adalet gaspına kendini kaptırmış bu düzenin hedefinde doğal olarak avukatlar ve barolar da vardır. İstanbul Barosu Başkanı ve Yönetim Kurulu’nun görevden alınması hukukun üstünlüğüne doğrudan bir saldırıdır.
*Avukatlık adaleti savunma mesleğidir. Dün olduğu gibi bugün de adaletin hukukun ve savunmanın yanında olacağız. Ankara Barosu olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinin atıldığı birinci meclisten yola çıktık bugün. Zafer anıtına ve hukukun kalesi başkent barosu binamıza yürüdük.
Köroğlu, avukatların taleplerini şu şekilde sıraladı:
*Hukukun üstünlüğüne olan inancımızı ve mücadele kararlılığımıza haykırdık. Talebimiz hukuktu, hukukun talebi ise demokratik yollarla seçilmiş siyasi parti liderleri, milletvekilleri, halkın seçtiği belediye başkanları ve meslek örgütü yöneticilerinin serbest bırakılması, anayasal gösteri ve yürüyüş haklarını kullanan yurttaşların gözaltına alınmaması ve tutuklanmaması, yarınları ve umutları için gösteri hakkını kullanan gençlerin ve vatandaşın haber alma özgürlüğüne kendini adamış gazetecilerin derhal serbest bırakılması,
*Barolar üzerinde kurulmaya çalışılan hukuka aykırı baskılardan vazgeçilmesi, İstanbul Barosu’nun seçilmiş yönetimine yönelik hukuksuz müdahalelere son verilmesi, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde ve yurt dışında yaşayan tüm yurttaşlarımız için barış ve kardeşlik ortamının sağlanmasıdır.
*Hukuk bir güvence sistemidir. Baskı aracı olarak kullanılamaz. Bağımsız ve tarafsız yargı ile hukuk düzenini yeniden tesis etmeliyiz. Unutmayın, bağımsız ve tarafsız yargıya bir gün herkesin ihtiyacı olacak. Herkes, tarafından bilinmelidir ki barolar özgürlüklerin kaleleridir ve o kaleler asla yıkılmayacak.
*Avukatlar, Atatürk ilke ve inkılaplarıyla Cumhuriyet’in kuruluş ilkelerine sahip çıkarak özgür, demokratik ve laik bir yaşam için en güçlü savunmalarını yapmaya devam edecektir. Ve hiçbir şüpheye mahal vermemek için en güçlü şekilde belirtiyoruz.
*Adaleti ondan daha değerli olduğuna inanılan şeyler uğruna kötüye kullanmaktan daha büyük yolsuzluk, daha büyük bir ahlaksızlık yoktur. Adaletin dağıtımında ve oluşmasında görev yüklenmiş onurlu bir mesleğin mensupları ve mücadeleyi amaç edinmiş hak ve adalet uğurunda kesintisiz bir çabanın gönüllü görevlileri olarak hiçbir zaman iktidara boyun eğmedik, biat etmedik, hukuksuzluğa da boyun eğmiyoruz.
*ülkenin gençlerine, en çaresiz hissedene ve umutsuz olana ses, vatandaşa nefes olmaya devam edeceğiz. Adalet ve insanlık için, cumhuriyet ve hukuk için, kimden ve nereden gelirse gelsin, hukukun üstünlüğüne, demokratik hak ve hürriyetlere, mesleğin onuruna ve bağımsızlığına yönelen her türlü girişime tüm yüreğimizle karşı koyacağız. Adalet için, cumhuriyet için, hukuk için mücadele edeceğiz.
Köroğlu’ndan sonra konuşan Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan da şunları söyledi:
*En sonunda söyleyeceğimi en başta söyleyeyim, Baromla gurur duyuyorum. Cumhuriyet’in başkenti Ankara Barosu’nun yaklaşık bir asrı geçkin süredir bu topraklarda hak arama hürriyetini savunan bütün meslektaşlarımla ayrı ayrı gurur duyuyorum.
*Çok ağır, çok karanlık bir süreci geçiriyoruz. Aslında yıllardır hukukun üstünlüğünden uzaklaştığımız bu sürecin en büyük kırılma noktalarından birisini geçtiğimiz dönem milletvekili meslektaşımız Can Atalay hakkındaki Anayasa Mahkemesi kararının uyulmaması süreciyle yaşadık.
*O dönem altını çizerek ifade etmiştik, ‘bu basite indirgenecek bir konu değil’ demiştik. ‘Bu sadece bir kişinin kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlali veya seçme ve seçilme hakkının ihlali değildir’ demiştik. ‘Bu gittiğimiz yolu çok net gösteriyor’ demiştik. ‘Bu anayasal devlet ve anayasal demokrasi ilkesinden açıkça uzaklaştığımızı gösteriyor’ demiştik.
*O zaman aslında bugünü görerek bu uyarılarımızı yapmıştık. Şimdi karanlığın belki de en ağır noktasındayız. Eğer hukuk devletinden bu kadar uzaklaşılmışken, hukukun kırıntısını bile arar hale gelmişken, hukuk bu kadar örselenmişken buna dair Türkiye’deki 85 milyonun cumhuriyete dair, hukukun üstünlüğüne dair ufacık da olsa bir inancı varsa bunu siz kıymetli meslektaşlarımıza borçluyuz.
Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi’nde 78 kişinin yaşamını yitirdiği yangına ilişkin, Grand Kartal Otel’in sahibi Halit Ergül’ün eşi ve 2 kızı tutuklandı.
Bolu Cumhuriyet Başsavcılığınca, 21 Ocak’ta Grand Kartal Otel’de çıkan yangına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında bilirkişi raporunun tamamlanmasının ardından dün gözaltına alınan İl Özel İdaresi Ruhsat ve Denetleme Müdürü Yeliz Erdoğan’ın ardından 9 kişi hakkında daha yakalama kararı verildi.
Aralarında yanan Grand Kartal Otel’in sahibi Halit Ergül’ün eşi Emine Murtezaoğlu Ergül ile kızları Elif Aras ve Ceyda Hacıbekiroğlu’nun da bulunduğu 9 kişi gözaltına alındı.
Ergül’ün eşi ve 2 kızı ile otelin mimarı Mustafa Selman Çelen, inşaat mühendisi İsmail Haluk İnceler, iş sağlığı ve güvenliği uzmanları Kübra Demir ve Ece Kayacan, elektrik teknisyeni Muharrem Şen, Bolu İl Özel İdaresi eski Ruhsat ve Denetleme Müdürü ve Seben İlçe Özel İdare Müdürü Mehmet Özel, jandarmadaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.
Zanlılardan savcılık sorguları sonrası nöbetçi sulh ceza hakimliğine çıkarılan Emine Murtezaoğlu Ergül ile kızları Elif Aras ve Ceyda Hacıbekiroğlu tutuklandı.
Şüphelilerden mimar Mustafa Selman Çelen, inşaat mühendisi İsmail Haluk İnceler ile iş sağlığı ve güvenliği uzmanı Ece Kayacan savcılık sorgularının ardından serbest bırakılırken, diğer zanlıların işlemleri sürüyor.
Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi’ndeki Grand Kartal Otel’de 21 Ocak’ta yangın çıkmış, 78 kişi hayatını kaybetmişti.
Bolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yangına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında, 31 şüpheli gözaltına alınmış, aralarında otelin sahibi Halit Ergül, genel müdürü Emir Aras, itfaiyeden sorumlu Bolu Belediye Başkan Yardımcısı Sedat Gülener, İl Özel İdare Genel Sekreteri Sırrı Köstereli, İtfaiye Müdür Vekili Kenan Coşkun’un da bulunduğu 22 şüpheli tutuklanmış, 8’i adli kontrol şartıyla olmak üzere 9’u serbest bırakılmıştı.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasıyla piyasalarda yaşanan türbülansın ardından yabancı kurumlardan da değerlendirmeler gelmeye devam ediyor.
Morgan Stanley de Türk tahvilleriyle ilgili duruşunu değiştirdi.
Hande Küçük ve Arnav Gupta’nın da aralarında yer aldığı Morgan Stanley ekonomistleri yayımladıkları raporda yüksek risk primi dolayısıyla Türk tahvillerinde ‘beğenisini’ kaldırdı. Bununla birlikte Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) piyasaları yatıştırmak için proaktif davranması dolayısıyla banka Türk tahvilleri için tümüyle olumsuz bir duruşa geçmedi.
Opsiyonlar üzerinden carry trade pozisyonlarına devam eden banka müşterilerine Türkiye ile ilgili işlemler için bekleme tavsiyesi verdi.
Asimetrik faiz koridorunun yüksek belirsizliğe karşı bir savunma mekanizması olmasını bekleyen Morgan Stanley ekonomistleri TCMB’nin Haziran ayında yeniden faiz indirimlerine başlaması için alan olduğunu belirtti.
Morgan Stanley’in Türkiye için yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 29 olurken, yıl sonu politika faizi beklentisi yüzde 33,50 olarak gerçekleşti.
Morgan Stanley’in hesaplamalarına göre şu aşamaya kadar offshore carry trade pozisyonlarında 20 milyar dolarlık çözülme yaşandı.